Ozon Clinic
ARAMA
Aranacak kelimeyi yazıp, 'Enter' tuşuna basın:

    HEMŞİRE veya ATT ARIYORUZ
    2007-12-03 11:47:49
    BURSA DA SAĞLIK KURULUŞUMUZDA ÇALIŞTIRILMAK ÜZERE DENEYİMLİ HEMŞİRE veya ATT ARANMAKTADIR. MÜRACAATLAR GİZLİ TUTULACAKT ...
    - devamını oku



DÜNYANIN ACELESİ VAR

  “Dünyanın acelesi var ve sonuna yaklaşıyor”                                                                               Başpiskopos Wulfsfan, 1914     New York’ta, yaklaşık bin yıl önce bir başpiskoposun vaazında bunu söylerken içinde bulunduğu duyguları, bin yıl sonra bugünde neredeyse herkes tarafından her fırsatta ve her ortamda ifade edildiğini görüyoruz.Her dönemin umutları ve kaygıları genellikle önceki çağların bir kopyasından başka bir şey değildir. Her çağda kıyamet senaryoları mütemadiyen yazılır, söylenirde, kıyamet nedense bir türlü kopmaz, kopamaz.Ancak yinede içinde yaşadığımız çağ ve dünyanın, öncekilerden farklı olduğunu söyleyebiliriz. Şu anda köklü bir tarihsel değişim döneminden geçtiğimize inanmamızı sağlayacak çok sayıda geçerli nedeniniz var. Dahası, bizi etkileyen değişiklikler, yeryüzünün herhangi bir bölgesiyle sınırlı olmayıp, hemen her yeri kapsamaktadır.Çağımız, kökenleri on yedinci ve on sekizinci yüzyıl Avrupa’sına uzanan bilim, teknoloji ve akılcı düşüncenin etkisiyle gelişmiş, Batı’nın sanayi kültürünü ise aydınlanma (yani dinin ve dogmanın etkisine karşı çıkan ve bunların yerine pratik yaşamda daha akla dayalı bir yaklaşım hakim kılmayı arzu düşünce) şekillendirmiştir.Ama hala dünya karmaşa ve karanlıklarla boğuşmaktadır. İnsanlığı herkesin anlayabileceği kadar basit ama güçlü bir saptamayla, dünyayı ve kendimizi daha akılcı biçimde anlayabileceğimiz, tarihe kendi amaçlarımız doğrultusunda şekil vermeye, yani yeni bir zihniyet hareketine ihtiyacımız vardır. Geleceği denetim altında alabilmemiz için, elbette geçmişin alışkanlıkları ve önyargılarından kurtulmak zorundayız. Ve haklı çıkan Marks’ın deyimiyle, “tarik yapmak için tarihi anlamak” zorundayız.Maalesef, bilim ve teknolojinin daha fazla gelişmesi, dünyayı daha adil, istikrarlı ve refah yapmadı. Bunun en açık kanıtı, içinde bulunduğumuz dünyanın öngörülen görüntüyü sunmaması yada öyle bir duygu vermemesidir. Tersine giderek, daha fazla denetimimiz altına girmekten ziyade, iyice denetimimizden çıkıyor ve elimizden kaçıp giden bir dünyaya dönüşüyor. Dahası, bilim ve teknolojinin ilerlemesi gibi, yaşamı daha akılcı ve kolay kılan faktörlerin etkileri, genellikle varsayımlarımızın zıttına etkileri olduğu anlaşılıyor.Bizden önceki tarihlerde yaşayanlardan hiç kimsenin karşılaşmak zorunda kalmadığı riskli koşullarla (küresel ısınma gibi) yüzyüzeyiz. Yeryüzünün neresinde yaşıyorsak yaşayalım, ister zengin isterse yoksul olalım, İster Amerikalı isterse de Iraklı olalım, ister kalkınmış isterse de kalkınmamış olalım, ister kadın ister erkek olalım, ister Müslüman isterse gayri Müslim olalım,ister ateist ister Budist olalım bu risk ve belirsizlikler istisnasız hepimizi, hem de birbirine yakın derecelerde etkilemektedir. Yeryüzündeki dönüşüm, önü alınamayacak biçimde ve bir bütün olarak küreselleşme ile ilgilidir. Dünya coğrafik ve iklimsel olarak küreselleşmiştir, akıl küreselleşmiştir, din küreselleşmiştir, adaletsizlik, ahlaksızlık ve terör küreselleşmiştir. Ve maalesef, bütün ideoloji ve dinlerde dahil, hiçbir şekilde kurtuluş felsefesi geliştirmemektedir. Çözüm üretemeyen realiteden uzak ve cılız kurtuluş reçeteleri de saman alevi misali kısa sürede sönüp gitmektedirler. Hala en ciddi çabayı akılcı hareket olan bilim ve bilim adamları göstermektedir(ama yeterli ve çözümcül olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir).Bugün tüm dünyada bilim alanında çalışan insanların sayısı, bundan önceki bütün tarihte bilim-ilim sahasında bilfiil çaba harcamış  tüm insanların sayısından daha fazladır. Ancak bu duruma rağmen ufukta umut emarelerine rastalanmamaktadır.Umut verici olan şey duruma dair gerçekleri tüm çıplaklığıyla ortada olmasıdır.Problem belirsiz değil, aksine apaçıktır. Çözüm, bilim ve teknolojinin daha da geliştirilmesi ile avucumuza dökülmeyecektir. Asıl çözüm, insanlığın yaşam felsefesini değiştirerek, yaşamını sürdürdüğü usulleri yeniden gözden geçirmek ve yapılandırmaktır. Adaleti, iyiliği paylaşımı ve üretimi küreselleştirmek işe yarayacak gibi gözükmektedir. Yerellik korunarak, dünya insanı olma yolunda küreselleşme zararsızdır.Görünen o ki, bizler asla tarihimizin efendisi olamayız, ama elimizden kaçıp giden ve acelesi olan dünyayı yerinde tutacak yolları bulabiliriz ve bulmalıyız.

Bu gönderi üzerinde yorum yok.

Bir mesaj gönderin

 
KÖŞE YAZILARI

Dr. Murat Baş

Radyasyon Onkolojisi Uzmanı ve Ozonterapist

 

 


 

Dr. Beytiye Baş

Nükleer Tıp Uzmanı Ozonterapist

 

 

 

BİLİMSEL MAKALELER
(PROFESYONELLER İÇİN)
Abone olun (RSS)
Sitemizin yeniliklerinden haberdar olmak için RSS okuyucunuza kayıt yaptırabilirsiniz: Şimdi abone olun
       

Thank you WordPress runs this show.